DÜŞMAN SEVERLİK

 

 

 

 

         Kavafis, "Barbarları beklerken" isimli şiirinde; "Ne yapacağız şimdi biz barbarlar olmadan? Onlar ki çözümdüler sorunlarımıza." diye hayıflanabilirdik düşmanlarımız bir gün bizi terk etselerdi eğer." der.

         İnsanlığın tarihsel gelişimi incelendiğinde özellikle de özel mülkiyetin oluşmaya başladığı kent toplumlarından günümüze kadar devletlerin, grupların, bireylerin kendi bütünlüğünü kurmak için, kendi varoluşlarını gerçekleştirmek için düşmana ihtiyaçları olmuştur, olacaktır da. Öteki olmadan, düşman öteki olmadan kendi olamıyor insan soyu. Günümüzde de durum farklı değil, uygarlaştığı söylenen dünyamızda bireyler, toplumlar ve devletler düşmanlarıyla varolmaya çalışırlar.

         Uğraşacak bir düşman olmadan rahat edemeyen insanlar vardır. Topluluk içinde, kendilerine bir hedef kişi seçerler, onunla uğraşırlar ve yaşamlarını anlamlı kılarlar. Zaman zaman bu kişi yerini bir başkasına bırakır. Ama o düşman hep vardır. Düşman her koşulda, her konuda, her başarısızlıkta ya da olumsuz durumda hedeftedir. Bazen düşman başkalarıyla dostluk kurmamızda önemli rol oynar. Düşmana karşı birlik oluşturulur. Düşman birliğin çimentosu olur. Bir dış düşman ülke içinde hatalar ve sorumluluklardan kaçmanın yardımcısıdır. Dış düşmanı sürekli gündemde tutmak, ülke içindeki sıkıntıları azaltır, gündemi değiştirir, hataları örter ve görece bütünleşme sağlar.

         Bu durumda "biz"im dışımızdaki herkes bizim düşmanımız ya da ötekidir. Düşmanlar "kötü" olduğu için biz "iyiyiz"dir. Düşman "yanlış" olduğu için biz "doğru"yuzdur. Azgelişmiş ülkelerde, feodal toplumlarda, şovenist yaklaşımlı gruplarda bu durum çok açık görülür. Doğal olarak düşmanın düşmanı dostlar ya da müttefikler ortaya çıkmıştır. Bir topluluğa, bir gruba aitizdir, bu durum bizi güvenli kılar. Birisine cephe almışız, bizi o kişiye cephe almış diğerleri ile yakınlaştırarak; onlarla bağımızı güçlendirir. Güçlü dostluklarımızı birlik ve beraberliğimizi "düşman"larımıza borçluyuzdur. Biz ve bizim gibi olmayan düşman, bir arap deyişinde şöyle ifadesini bulur:

"Kardeşime karşı ben / kardeşim ve ben yeğenime karşı / kardeşim, yeğenim ve ben bütün dünyaya karşı."

Bir deyişte bizden;

Bir delikanlı nara atar;

- Var mı bana yan bakan

- Ben varım der bir başka delikanlı.

Hemen hasmının yanına gider ve kolunu onun omzuna atarak yeniden kükrer ilk delikanlı;

- Var mı bize yan bakan...

Ben'in varlığı diğeri ile,

Biz'in varlığı diğerleri ile mümkündür.

         Sonuç olarak insanları nicelik ya da nitelikleri nedeniyle dışlamadan, ötekileştirmeden kısaca düşmanlar yaratmadan insanca yaşamayı, kardeşçe yaşamayı, barış içinde yaşamayı denemeliyiz. Geçmişte çok başaramadığımız yaşam ilkesini gelecekte başarmalıyız. Dünya tüm insanlara, tüm canlılara yetecektir. Yeter ki adil ve insanca yaşayalım.

         "Büyük insanlığın toprağında gölge yok sokağında fener, penceresinde cam; ama umudu var büyük insanlığın, umutsuz yaşanmıyor." diyordu Nazım Hikmet.

 

YENİ YILDA herkese sağlıklı, mutlu, barış içinde yarınlar dilerim.


Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !