SEMBOLİK DÜŞÜNME-SEMBOLLERLE YAŞAMA

 

         Sembolizm, yazılı ve görsel dünya tarihinin en eski iletişim biçimlerinden kabul edilir. Sembol sözcüğünün kökeninin ise, eski mısır dilindeki "symbolon" sözcüğünün Grekçeye geçmiş hali olan "symbollein'den geldiğini belirtirler bu alanın araştırmacıları. Anlamına gelince en basit şekliyle; 'daha soyut bir şeyi anlatmaya yarayan daha somut şey' denilebilir.

 

         Antikçağ filozofları insanı düşünen hayvan ya da canlı olarak tanımlarlar. Düşünme insanı diğer hayvanlardan ayıran en temel özelliğidir. Düşünme ise; "Olaylar ve nesnelerin yerini tutan semboller arasında bağ kurma" olarak tanımlanabilir. Düşünmenin aleti olan bu semboller iki şekilde ele alınır. Birinci gruptaki semboller doğal işaretlerdir, yani işaret eden sembol ile işaret edilen olay (nesne) arasında neden-sonuç ilişkisi vardır ki bu sembollerin örneği oldukça azdır. Örneğin "Duman" her koşulda "ateş"in işaretidir. İkinci gruptaki semboller ise yapma yani keyfi işaretlerdir, yani insanların istekleri ve kültürleri çerçevesinde oluşturdukları ve herhangi bir neden-sonuç ilişkisi bulunmayan sembollerdir. Örneğin cisimlerin, varlıkların isimleri bu türdendir. Yani kedi sembolü ile hayvan arasında bir ilişki yoktur. Biz kedi demişiz, aynı hayvana İngilizcede farklı, Fransızca'da farklı vs. sembol verilmiştir.

         İşte dilde kullanılan dolayısıyla düşünmede kullanılan semboller bu türden yapma sembollerdir. Yapma işaret ya da semboller yerel ve evrensel olmak üzere iki grupta toplanabilir. Yerel semboller insanların içinde bulunduğu grubun ya da toplumun kültürü ve yaşam biçimi ile yakından ilişkilidir. Bu sembolleri şöyle örneklendirebiliriz.

a) Siyasi partilerin sembolleri (ampul, altı ok, bozkurt vs.)

b) Futbol takımlarının sembol ve renkleri (sarı kırmızı, aslan; sarı lacivert, kanarya; siyah beyaz, kartal vs)

c) Dinsel semboller (haç, tespih, seccade)

d) Feodal-bölgesel semboller  (dövme, kına, giysi, yüzük)

e) İdeolojik-siyasi semboller (bıyık, saç, kolye, rozet, amblem, flama vb.)

Bu sembolleri yüzlerce örneklemek mümkündür. Bu semboller grup ya da toplum için oldukça önemlidir. Pek çoğu için pek çok şey feda edilebilir. Bu semboller sosyal yaşam içinde ait olma duygusunu güçlendirir. Grup içi birlik, beraberlik ve dayanışmayı sağlar ve ifade eder. Ancak bu semboller araç olmaktan çıkarılır, amaç haline gelirse, saplantılara dönüşür. Totemleşir, kutsallaşır ve sorunları da beraberinde getirir. Bu durumda insanlar tek yanlı bakmaya ve düşünmeye başlar, tartışmaya, eleştirmeye ve eleştirilmeye kapanılar. Semboller ile benliklerini özdeşleştirirler ve sembollerine söylenmiş her olumsuzluğu, eleştiriyi kendilerine yapılmış sayarlar.

         Aynı zamanda bu sembollerle düşünmek dogmatik, fanatik sonuçlar doğurur. İnsanları ötekileştirici - var olmak için yok edici hale getirir. Duygusallık taşıdığı için objektif olamazlar. Antropolog Dale Eichelman'la siyaset bilimci James Piscatori'nin kitaplarında ilginç ipuçları var. "Semboller dünyamızı biçimler, yönlendirir, hatta yönetirler. Onların sunumu da, yayımı da, içselleştirilmesi de politik bir süreçte olur. Siyaset sembollerin hayata geçirilmesi yolunda bir mücadeledir. Bu mücadelenin yolları, siyasetin niteliğini belirler. Otoriter mi, totaliter mi, despotik mi, yoksa demokratik mi olduğunu yani sembollerin her birinin var olma mücadelesinin diğer sembollerin ve onların taşıyıcılarının yokluğuna neden olmadığı siyasi iklimin adıdır Demokrasi. (Gazeteci Tayfun Atay)

         Evrensel semboller ise tüm dünyada kullanılabilen genel-geçer bilgiyi ve evrensel düşünmeyi sağlar. Bu sembollere örnek vermek istersek;

 

a) Bilimsel semboller (matematiğin sayıları, mantığın sembolleri, fizik-kimyanın sembolleri)

b) Trafik sembolleri, hastane sembolleri vb.

c) Uluslar arası mimik-jest, el-kol işaretleri

 

         Evrensel semboller (gökkuşağı renkleri) birlikte yaşama - diğerini olduğu gibi kabul etme, doğadaki ve toplumlar arası farklılıkların birlikteliğini, bir arada yaşamayı sağlayacaktır. Bu kültür oluşmazsa her yerel sembol bireyciliği, ırkçılığı, bölgeciliği, dogmatizmi, fanatizmi körükleyecektir. Kendi sembollerini kutsayarak yüceleştirecek diğer sembolleri dışlayacak - ötekileştirecektir. "En büyük" diye başlaya sloganlar, sadece futbolda bile ötekileşmeyi, saldırganlığı, holiganizmi örneklendirecektir. Aynı şeyi toplumun diğer kesimlerine yaygınlaştıralım; dinde, siyasette, etnik yapıda, kültürde, dilde vs.

         Globalizm (küreselleşme) dünyayı tek merkezden para gibi evrensel değer etrafında yönetirken dünyayı farklılıklarına rağmen bütünleştirmiş ve daha iyi daha çok sömürüyü gerçekleştirmiştir. Buna karşın aynı para merkezleri bölgesel anlam da insanların yerel sembollerine değer vermelerini onları savunmalarını ve kendi gibi olmayan sembolleri ve sahiplerini dışlamayı ötekileştirmeyi - düşmanlaştırmayı başarmıştır. Gelin Gazeteci Tayfun Atay'ın Demokrasi tanımını bir kez daha anımsayalım:

         Sembollerin her birinin var olma mücadelesinin diğer sembollerin ve onların taşıyıcılarının yokluğuna neden olmadığı siyasi iklimin adıdır demokrasi...

         Bir arada yaşamı savunalım, farklılıklarımız zenginliğimizdir... Gücümüz de olmalıdır.

 

 

 


Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !